Günümüzde ve gelecekte ortaya çıkması muhtemel toprak ve su kirliliği sorunlarına çözüm üretmek, bilimsel ve yüksek nitelikte laboratuvar hizmeti sunmak, konusuna hakim üstün nitelikli uzman yetiştirilmesine katkıda bulunmak ve konusunda ileri ve uluslararası düzeyde bir kurum olmaktır.

DSİ kaynak olmak üzere göre, ülkemizdeki su ve toprak kaynakları konusunda özet bilgiler aşağıdaki gibidir.

Su Kaynakları: Ülkemizde yıllık ortalama yağış yaklaşık 643 mm olup, yılda ortalama 501 milyar m3 suya tekabül etmektedir. Bu suyun 274 milyar m3’ü toprak ve su yüzeyleri ile bitkilerden olan buharlaşmalar yoluyla atmosfere geri dönmekte, 69 milyar m3’lük kısmı yeraltı suyunu beslemekte,158 milyar m3’lük kısmı ise akışa geçerek akarsular vasıtasıyla denizlere ve kapalı havzalardaki göllere boşalmaktadır. Yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 1.000 m3’ten az ise su fakirliği, yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 2.000 m3’ten daha az ise su azlığı, yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 8.000-10.000 m3’ten fazla ise su zenginliği  olarak tariflenir. Kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı 1.519 m3 ile ülkemiz su azlığı yaşayan bir ülke konumundadır. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2030 yılı için nüfusumuzun 100 milyon olacağını öngörmüştür. Bu durumda 2030 yılı için kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının 1.120 m3/yıl civarında olacağı söylenebilir. Mevcut büyüme hızı, su tüketim alışkanlıklarının değişmesi gibi faktörlerin etkisi ile su kaynakları üzerine olabilecek baskıları tahmin etmek mümkündür.

Toprak Kaynakları: Ülkemizin yüz ölçümü 78 milyon hektar olup, bu alanın yaklaşık üçte birini oluşturan 28 milyon hektarı tarım yapılan arazidir. Yapılan etütlere göre; mevcut su potansiyeli ile teknik ve ekonomik olarak sulanabilecek arazi miktarı 8,5 milyon hektar olarak hesaplanmıştır. Bu alan içerisinde 5,9 milyon hektarlık sulamaya açılmış olup, bu alanın 3,61 milyon hektarı DSİ tarafından inşa edilmiş modern sulama şebekesine sahiptir. Günümüzde ise hatalı tarımsal uygulamalar, plansız kentleşme ve sanayileşme, çevre kirliliği ve erozyon tehlikelerine bakıldığında topraklarımızın tükenen doğal kaynaklar grubuna dahil edilmesi gerekebilecektir. Hatalı ve plansız kullanma ve bunun sonucu meydana gelen erozyon ve toprak taşınması, verimli topraklarımızın zamanla kaybolmasına neden olmaktadır.

Bu nedenlerle, ülkemizde gelecek nesillere sağlıklı ve yeterli su ve toprak kaynakları bırakabilmek için bu kaynakların çok iyi korunup akılcı kullanılması gerekmektedir.